Thursday, August 29, 2024

Korku Oyunlarının Gerçek Hikayeleri: Elisa Lam ve Cecil Oteli

Uyarı: Bu makalede korku ve şiddet içerikleri bulunmaktadır.
Lütfen sadece +18 yaş okuyucular okusun.

    
Bir korku oyunu yapmak birçok oyun geliştirici için kolay olabilir, ama gerçekten ilginç ve korku uyandıran bir korku oyunu yapmak sadece az sayıda yetenekli geliştiricinin yapabileceği bir şeydir. Oyunları daha korkutucu hale getirmek ve oyuncuların dikkatini çekmek için yalnızca korkutucu bir ortam veya güçlü görseller yeterli değildir; gerçek hayattaki olaylardan ilham almak gibi unsurlara dikkat etmek de oldukça önemlidir. Korku oyunları ve filmleri sevenler için bu yapımların gerçek olaylara dayalı ya da en azından onlarla alakalı olmaları bunları daha da ilginç yapar. Ne de olsa bunlardan korksak bile, gerçek hayatta doğaüstü olayların gerçekten olabileceğini düşünmek hoşumuza gider.

The Bridge Curse 2:
The Extrication
    Şimdi ana konuya geçebilirim: The Bridge Curse 2: The Extrication (Köprünün Laneti 2: Kurtuluş) korku oyunu 9 Mayıs'ta piyasaya çıktı. Bu oyun, genellikle Tayvan yapımı bir filme dayalı olan bir oyunun devamı niteliğindedir ve gerçek hayatta meydana gelen bir olayla ilgili bir sahnesi vardır.

    Oyun, Tayvan’da hayaletlerle ilgili söylentileriyle kötü ün salmış Wen Hua Üniversitesi’nde geçiyor. Üniversitede bir film kulübü, yeni üyeler edinmek amacıyla kampüsün gizemiyle ilgili bir korku sahnesi çekmek istiyorlardı, ve bunun için kurallara aykırı olsa da geç saate kadar kampüste kalmışlar. Ancak işler ters gidiyor ve öğrenciler doğaüstü güçlerle karşı karşıya geliyorlar. Ayrıca, oyunun adından da anlayacağınız gibi, bu üniversitede çözülmesi ya da en azından etkisinden kurtulması gereken bir laneti var.

    Şimdi oyundaki, gerçek hayatta gizemli olaydan ilham alınan kısımdan bahsedeceğim: Burada, son kez bir asansörün kamerasında görülen bir kızın gizemi var. Asansörün kamera videosunda kız, tuhaf davrandıktan sonra toz olup ortadan kayboluyor. Polis yardım istemek için bu videoyu yayınlamıştı, ama 15 yıl geçmesine rağmen bu gizem hala çözülmedi. Suç ve gizemli olayları sevenlere burada anlatılanlar tanıdık gelecektir, çünkü bu Kanadalı-Çinli Elisa Lam’ın gizemli kaybolma olayıdır.

Elisa Lam

British Columbia Üniversitesi
    Bu hikaye, on yıldan uzun bir süre önce, ebeveynleri Çin'den Kanada’ya göç ettikten sonra başladı. Elisa, Kanada’da bulunan British Columbia Üniversitesi'nde hırslı bir öğrenciydi ve 2010’da moda ve giyimle ilgili fotoğraflar paylaşmak ve zihinsel hastalığıyla ilgili sıkıntılarını anlatmak için bir blog açtı.

    Elisa, “Bipolar Bozukluğu” teşhisi konmuştu: Aşırı duygu değişimleriyle karakterize edilen bu ruhsal bozukluk, kimi zaman kişinin kendini aşırı coşkun, enerjik ve kontrolsüz hissetmesine, kimi zaman da kendini üzgün, umutsuz ve bitkin hissetmesine neden olur. Elisa kendisine önerilen ilaçları almadığı zamanlar bazen halüsinasyonlar görmesine neden oluyordu. Ocak 2012’de blogunda şöyle yazdı: "Yaşıtlarıma göre zamanımı boşuna geçirdiğimden korkuyorum. Dönem başında yeniden kötüleştim ve aldığım üç dersten iki tanesi bırakmak zorunda kaldım.” Elisa, bu durumun tekrarlanmasının hayallerine ve mezuniyetine engel olacağından korkuyordu ve bu makalenin adı, romancı Chuck Palahniuk’ın bir alıntısından almıştı:

Hayatını heba ettiğin düşüncesini aklından çıkaramıyorsun.

    Blog yazmanın yanı sıra seyahat etmek ve yeni yerler görmek için de hevesliydi, bu yüzden Ocak 2013’te Kaliforniya’ya bir seyahat yapmaya karar verdi. Bu yolculuk onun için yepyeni bir deneyim olmasına rağmen tek başına trenler ve otobüslerle seyahat etti. Kaliforniya’ya varınca San Diego Hayvanat Bahçesi ziyaret etti, birçok fotoğraf çekti ve bunları sosyal medyada paylaştı. Birkaç gün sonra, 26 Ocak 2013’te Los Angeles’a gitti ve orada hiç arkadaşı ya da akrabası olmadığı için bir otelde kalmak zorunda kaldı. İşte o zaman ilk hatasını yaptı, çünkü Los Angeles’ta onca yer varken “Cecil Oteli”nde kaldı.

    Şehri bilenler ya da o oteli tanıyanlar yalnız bir turist için oranın gidilecek en son yer olduğunu bilirler, çünkü o otelde son yıllarda çok sayıda ölüm, saldırı ve gizemli koşullarda intihar vakalarına tanık olmuştu. Ayrıca bina, bir süredir ihmal edilmiş ve eskimişti; bu da onu, 25’ten fazla kişiyi öldüren Richard Ramirez ve Jack Unterweger gibi seri katiller de dahil olmak üzere, karışmak istemeyeceğiniz her türlü kötü insan için mükemmel bir yer haline getirmişti. Bir polis memuru, “Cecil’den günde 1-3 arama bekleyebilirdiniz,” diyerek durumun vahimliği özetledi. Yani o otel sadece korku belgeseller ve filmler izlemek içindir, içinde kalmak ya da içine bir adım bile atmak için değil. Maalesef Elisa bunlardan habersizdi ve muhtemelen ucuz konaklama ücretinden dolayı orayı seçti.

Seri katiller Richard Ramirez ve Jack Unterweger

    İlk başta bir oda arkadaşı vardı, ama onun tuhaf hareketleri ve davranışlarından dolayı şikayet edince iki gün sonra tek başına başka bir odaya taşındı.

    Elisa Kaliforniya’dayken ailesiyle sık sık iletişim kurar ve onları her şeyden haberdar ederdi, ama 31 Ocak 2013'te Elisa onları aramadı. Ayrıca Elisa’nın o gün otelden ayrılması gerekiyordu ama nedense ayrılmadı. Bir şeyler ters gitmiş olabileceğinden korkup polise ihbarda bulundular ve Kaliforniya’ya uçakla gittiler. Polis her yerde onu aradı ama ona dair bir iz bile bulamadılar. Otelin yöneticisi Elisa’yı en son gördüğünde, onun çok dostça, mutlu, enerji dolu ve şüphe uyandıran hiçbir davranış göstermediğini söyledi. 13 Şubat’ta polis bir şeyler bulamayınca birilerinden bilgi almak umuduyla Elisa’nın en son göründüğü videoyu yayınladı.

Elisa en son burada göründü

    Video bir asansör kamerasına aitti ve görülen en gizemli videolardan biri haline geldi. Videoda Elisa asansöre giriyor ve istediği katın düğmesinin yanısıra birkaç düğme daha basıyor sonra asansörün kapanmasını bekliyor, ama nedense asansör kapanmıyor. Elisa düğmeye tekrar basmak yerine asansörün dışına çıkıyor, sağa sola bakıyor sonra tekrar içeri geri çekiliyor; sanki birileri onu takip ediyormuş ya da birilerinden saklanıyormuş gibi tekrar köşede duruyor, ama kamerada hiçbir şey görünmüyor. Birkaç saniye sonra kendini toparlıyor ve dışarı çıkıyor, etrafı tuhaf bir şekilde kontrol ediyor. Sonra sanki birileriyle konuşuyormuş gibi dışarıda duruyor ve ellerini biraz hareket ettiriyor, ardından tekrar asansöre giriyor ve ne yapacağını bilmiyormuş gibi tüm düğmelere basıyor. Elisa rahatsız oluyor ve umutsuz bir şekilde asansörü harekete geçirmek istediği belli, ama nedense olmuyor. Daha sonra Elisa sanki bir şeyler tutmak istiyormuş gibi asansörün dışında ellerini havada hareket ettiriyor. Ardından Elisa bir daha görünmemek üzere kayboluyor. Tam da o sırada asansör son derece tuhaf bir şekilde bir kapanıyor bir açılıyor.

    Polis aramayı sürdürdü, her türlü yolu denedi ve herkese sordu, ama bir nafile. Elisa toz olup kaybolmuşçasına izinş bulamıyorlar!

    Birkaç gün sonra otelde kalanlar yönetime suyun basıncının düşük olmasından, ve suyun rengi tuhaf ve tadı çok kötü olmasından şikayet ettiler. 19 Şubat’ta otelin bakım ve onarım görevlisi durumu kontrol etmek için çatıdaki su depolarını kontrol etmeye gitti ama basit bir su arızasından çok daha tüyler ürpertici bir şey buldu: Elisa’nın cesedi su deposunun içinde ve yüzü yukarı bakıyordu. Görevli hemen polisi aradı ve depo kesilip ceset çıkarıldı.

Cesedi su deposunda bulundu

    Elisa’nın nasıl ve neden orada öldüğünü kimse bilmiyor, ama bunun hakkında bazı teoriler var: Elisa, çatıya iç merdivenlerden çatıya çıkamazdı çünkü o kapıda sadece otel görevlilerinin kapatabileceği bir alarm sistemi vardı. O zaman (itfaiye) dış merdivenlerden çıkmış olmalı (muhtemelen o yüzden polis köpekleri kokunu takip etmekte zorlandı). Sonra çatıda bir merdiven kullanarak deponun kapağına çıkmış olmalı. Ama neden? Kimisi birilerinden kaçmaya çalışırken depoya girdiğini, kimisi birilerinin onu oraya attığını, kimisi de uyuşturucu kullandığı ve bu yüzden bilincini kaybettiğini öne sürüyor. Ancak otopsinin sonucunda Elisa’nın hiçbir fiziksel şiddete maruz kalmadığını gösteriyor ve kanında sadece doktorun önerdiği, zihin hastalığı için aldığı ilaçlar bulundu. En mantıklı teori, Elisa’nın bipolar bozukluğuyla ilgilidir: Uzmanların tahminine göre o gün Elisa yine ilaçlarını gerektiği gibi almadığı için halüsinasyonlar gördü ve tuhaf davrandı. Yani o gün, Elisa varolmayan birilerinin onu kovaladığını düşünerek onlardan kaçmaya çalışırken yanlışlıkla deponun içine düşmüş olmalı. Muhtemelen bu yüzden kamerada bir şey görünmedi.

    Teoriler burada da bitmiyor, çünkü videonun polise verilmeden önce kesildiğini iddia edenler vardır, ve videodaki süreyi gösteren rakamlar bazen bulanık çıkıyor, bazen tam vakti görstermiyor, bazen de küçük atlamalar yapıyormuş gibi bir iki saniye atlıyordu. Hiçbir şeye dair kanıtımız olmadığı için bu teori uçuk olsa da mümkündür.

    Bu konuda düşünceleriniz nelerdir? Sizce bu gerçekten trajik bir kaza mı yoksa birileri onu öldürdü mü?

No comments:

Post a Comment

7 Yaşındaki Yumurcak, Evinin Bahçesinde 140 Milyon Yıllık Fosiller Buldu!

   Arkeoloji ve paleontoloji alanlarındaki birçok önemli buluşlar tamamen tesad bulundu: İnsanlar bahçe/arazi işlerle uğraşırken birden ayak...