Wednesday, July 31, 2024

Zirveye Çıkmanın Basamakları

Basit bir alışkanlık bile devamlı yaparsan büyük yerlere varabilirsiniz.

400'den fazla şirketi içeren bir konglomera kurdu

    Richard Branson, havayolu, uzay turizmi, müzik ve telekomünikasyon gibi birçok sektörde faaliyet gösteren 400'den fazla şirketi barındıran çok uluslu bir İngiliz konglomerat olan Virgin Group'un kurucusu ve dünya çapında tanınan bir girişimcidir. Branson, iş dünyasındaki başarılarının yanı sıra dünyayı bir sıcak hava balonuyla dolaşmak ve uzaya çıkmak gibi birçok maceraya da atılmıştır. İş dünyasında bunca başarıları elde etmekte elbette Branson'ın olağanüstü kişiliğinin payı var, yalnız örgütsel psikolog ve yazar tarafından Adam Grant sunulan "Worklife" (İş Hayatı) adlı podcast’e katılan Branson, bu başarının sırrı herkesin kolayca yapabileceği küçük ve basit bir alışkanlığa bağladı: Not almak!

    Grant, Branson ile ilk karşılaşmasını anlatırken, Branson'ın toplantıya katılan 30 iş liderlerinden kendini Grant'a tek o tanıttığı ve not alan da tek kişi de o olduğunu belirtti.

    Branson, az tanınmış olanlara iyilik göstermek ve sürekli not almayı çok sever. "Öğrenmeyi seviyorum" diyen Branson, not almanın önemine değinerek, toplantılarda not almanın tartışılan konuları ve ortaya atılan fikirleri hatırlamak için kritik olduğunu, ve not almadan yapılan toplantıların verimliliği düşük olacağını vurguladı.

“İnsanlar toplantıdayken neden not almadıklarını gerçekten anlamıyorum,” dedi. “Meseleleri tartışmak için not almadan toplantı yaparsanız, toplantıdan sadece bir iki şeyi hatırlarsınız. Oysa bir toplantıdan genellikle 20 fikir içeren bir liste çıkarabilirsiniz.”

    Branson, duygusal zekanın ve diğer insanlara değer verme alışkanlığının da başarıda büyük rol oynadığını söyledi, ve meseleleri hızlıca ele almak çalışanların memnuniyeti ve şirketin başarısı artıracağını söyledi. Başka bir röportajda, "Önce müşteri değil, çalışan gelir" diyerek, çalışanların işten memnuniyetlerinin müşteri hizmeti doğrudan etkilediğini dile getirmişti. Olağanüstü performans cesaret ve yenilikle yeterli olmadığını, aynı zamanda süreklilik ve takipte kalmak da önemli olduğunu belirtti. Not almak bu sıkıcı ama önemli sürecin önemli bir parçasıdır.

"Çalışanlarıma her zaman dinler, güvenir, inanır, saygı duyar ve fırsat veririm. Kendimi onlardan daha bilgili olduğumu asla farz etmem. Ayrıca, güvenebileceğim ve onlardan tavsiye alabileceğim çok güçlü bir yönetim ekibi kurduğuma şanslıyım," Richard Branson.

 "Hayat eğlencili olmalıyken bir şirkette çalışmak neden eğlencili olmamalı?" Richard Branson.

    Araştırmalar, not almanın hafızayı hızlandırma, hızlı öğrenme, daha fazla fikir yakalama ve odaklanmayı artırmak gibi birçok faydası olduğunu göstermektedir.

Basit alışkanlıklar büyük kazançlar sağlayabilir.

    İşte bu yüzden Bill Gates, Tim Ferriss, J.K. Rowling ve Taylor Swift de Branson gibi devamlı not almayı çok severler (gerçi Swift bir müzisyen olduğu için genellikle sesli notlar alır).

    Bu önemsiz görünebilir, ama katıldığınız son toplantıları düşünün. Kaç kişi not alıyordu? Muhtemelen çok az.

    Sonuç olarak, not almak yorucu ve can sıkıcı olabilir, ama bu sizi rakiplerinizin önüne geçirebilir ve başarı şansınızı artırabilir. Branson'a sorun.

"Dene - kendini denemek, eğlenmenin ve sınırları zorlamanın en iyi yoludur," Richard Branson.

    Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Lütfen yorumlarda ne düşündüğünüzü yazın.

Sunday, July 21, 2024

Muhammed Ali: Zorluklarla Mücadele Eden Bir Şampiyon

 

    Herkes Muhammed Ali’yi tüm zamanların en büyük ağır sıklet şampiyonlarından biri olarak biliyor, ama pek az kişi perde arkasındaki hikayeyi biliyor: Bu serüven, kardeşiyle birlikte paylaştığı bisikletin çalınmasıyla başladı. Şikayet etmek için karakolu ararken, bir boks salonunda antrenör olarak çalışan polis memuruna denk geldiler. Muhammed Ali, ortamdan büyülenerek bisikleti çalan hırsızı yerle bir için orada çalışmak istedi ve bu dileği o polis memurun desteğiyle gerçek oldu.

    Muhammed Ali, doğduğunda Cassius Marcellus Clay Jr. adını taşıyordu. 1964 yılında İslam dinini benimsedikten sonra adını Muhammed Ali olarak değiştirdi: “Muhammed” seçilmiş, “Ali” ise yüce anlamına geliyordu.

    Yolun başındayken bile büyük bir sporcu olmasına rağmen, siyah olduğu için kimi zaman beyazların dükkanlarından bir şeyler alamıyor, kimi zaman da sadece beyazlara mahsus olan restorana kabul edilmediği için madalyasını köprünün üzerinden nehre attı.

    Tüm bu zorluklara rağmen yine de ağır sıklet şampiyonu oldu, ama buna rağmen insanları asla küçümsemedi. Aksine, herkese yardım eli uzatıyordu. Ayrıca, isteyen herkese imzasını verirdi, çünkü bir keresinde bir beyzbol oyuncusu kendisine imza vermeyince kırıldığı için aynı şeyi kendi hayranlarına yapmayacağına dair kendisine söz vermişti.

    Kitabı okurken, kimi zaman Muhammed Ali'nin yapmaması gereken şeyler yaptığını, kimi zaman da takılmaması gereken insanlarla takıldığını gördüm. Kusursuz biri olmadığını fark ettim, ama sonuçta pek az kişinin başardığı bir şeyi başardı: Kendi rüyasının peşinden koşarak onu gerçekleştirdi ve zirvedeyken bile değerlerinden asla vazgeçmeyerek herkese örnek oldu.

Keyifli okumalar.

En Sevdiğim 10 Alıntı:

  1. 50 yaşında varmış birine 20 yaşındayken yaptıklarından yine aynı şekilde mi yapacağını sorsan, cevap mutlaka olumsuz olur. Ve eğer öyle olmazsa o kişi hayatının 30 yılını heba etmiş demektir.
  2. İnançlarım doğrultusunda savaşmayı asla bırakmam; Allah beni koruyacaktır.
  3. Herkes galip gelmek ister ama herkeste bunu yapacak irade yoktur.
  4. Ünlü olma hevesindeki biriyle karşılaştığında ona, “Büyük olduğunda, bunu başardığında, dünyanın her tarafında tanındığında ve banka hesabını kabarttığında bir zamanlar sokakta oynayan bir çocuktan öte olmadığın mahallene dön,” derdi. “Oraya dön, birlikte büyüdüğün insanları bul ve onlara kendilerini unutmadığını, umursadığını göster. Bu seni daha da büyük yapacaktır. Küçükken büyük düşler kurarak, bunları hayata geçirmek için planlar yaparak dikildiğin sokak köșesini bul. Hâlâ oralarda olanları ara ve onlara merhaba de, ellerini sık, onlarla dolaşıp farklı birine dönüşmediğini göster. Seni çok seveceklerdir.” Şöhret oyununa dâhil olanlara tavsiyesi buydu. Doğrusunu söylemek gerekirse, o insanların çoğu kulak asmadı bu sözlere.
  5. Yaz tatilleri eğlenceyle ve gülüp oynamakla geçiyordu ama kardeșim bir taraftan da bunu sekiz çocuğunun ahlaki gelişimine katkıda bulunmak için fırsat olarak görüyordu. Çocuklar o tür șeyleri o yaşta biraz karmaşık buluyordu ama o, "Hayatın ne kadar kısa olduğunu düşünürseniz fazla zamanınız olmadığını anlarsınız,"' diyordu.
  6. Bir şeyi gündelik olarak yaparsan ona alışır ve tekrar yapmak istersin. Durursan tekrar başladığında çok zorlanırsın. Hiç durma.
  7. “Korku içinde yaşayamazsınız,” dedi. “Allah’a güvenerek yaşamamız gerekir. Eğer korkuyla yaşasaydım hiçbir şey yapamazdım. Birileri vurup öldürmek isterse beni kimse kurtaramaz. Hiçbir adam, hiçbir fedai beni koruyamaz. Öyleyse hayatımı güven duygusuna dayandırarak ve bu dünyada olduğum sürece esirgeneceğime inanarak sürdürmeliyim. Allah bana nam ve sevgi bahşetti, öyleyse sahip olduğum ünü insanlara yardım etmek için kullanmam icap eder. İnsanlar üzerinde sahip olduğum etkiyi onlara yardım etmek, onları kurtarmak için kullanmazsam bu günah kabul edilmelidir.
  8. Bir röportajında çocuklarının medyayla yüz yüze gelmesi konusunda şöyle diyordu: "Bence bu, yani insanların gittiğin her yerde şunu bunu söylemesi ciddi sorunlara yol açabilir. Ama düşük profil gösterip her șeyi ortaya dökmezsen insanlar kim olduğunu bilmez. Joe Louis’in kizi Chicago’da çalışıyordu ve kendisi birilerine söyleyene dek kim olduğunu kimse bilemedi. Yani sesini yükseltmezsen fazla sorun yaşamazsın.”
  9. Kardeşimin çok sevdiği bir söz vard: "Başkalarına hizmet etmek, bu dünyadaki yerimiz için ödediğimiz kiradır.”
  10. Gerçek Müslümanlardan terörist çıkmaz. Dinimiz bir barış dinidir; bu kelimenin anlamının kaynaklandığı yerdir. (...) Yani bazı insanların İslamiyet’i öğrenmek için zaman ayırması gerekirken bize düşen de gerçek İslamiyet’i layığıyla temsil etmektir.

Aldığım Diğer Alıntılar:

  • “Onunla paylaştığımız en önemli derslerden biri, paranın sonra olmadığı ve insan rolünün daha önce geldiğiydi. Kişinin doğruluğu çok daha önemlidir. Ve eğer insan olarak belli bir tavır takınabiliyorsanız karşılaştığınız her kötülüğü def edebilirsiniz.” Jim Brown.
  • Dünyaya geleli henüz 24 saat olmamıştı ama en yüksek ses onunkiydi ve tabii öteki bebekleri de harekete geçirmiş ve hepsi birden bağırmaya başlamıştı. Ama kardeşimin sesi hep onlarınki bastırıyordu. Muhammed’in sesi duyurduğu günden beri yüksek çıkıyordu.
  • Boksu yiyip yutuyordu, o spora aşık olmuştu ve bana tüm zamanların en iyisi olacağını, böylelikle ailemizin durumu değiştireceğini söyleyerek böbürleniyordu.
  • Kardeşim askere gitmeyi reddettiğinde herkes boksun onun için bittiğine, sonunun hapis olacağına inanmıştı. Bense tam tersi görüşteydim. Bunun kariyeri bakımından farklı düzeyde yeni bir başlangıç oluşturacağı, sonrasında kardeşimin hızla yükseleceği, kısa zamanda öncekinden de büyük olacağı ve daha çok para kazanacağı kanısındaydım. Muhammed de ben de Elijah Muhammed’e ve Allah’a güveniyorduk; zihnimizi bulandıran tek bir şüphemiz bile yoktu.
  • Açık arazilerde yaşamanın stres düzeyini düşürdüğünün, insanın zihnini berraklastırp bedenini gençleştirdiğinin bilimsel olarak kanıtlandığını ögrenmiştim. Ve buna bizzat tanıklık ediyordum. Kentin dışına çıkıp huzurlu kırsala vardığınızda erdiğiniz mutluluk başka şeyle kıyaslanamaz.
  • Muhammeďi tanıyorsanız mizahi yanının kuvvetli olduğunu bilirdiniz; ister ufak bir çocuk olun ister onun yaşında ya da ondan yaşlı biri, kardeşimi mutlaka cana yakın bulur ve onunla iletişim kurabilirdiniz. Eğer onun çevresindeyseniz atmosfer sradanlaşmazdı. Bütün gün onunla haşır neșir olur, ertesi günün de öyle geçmesini isterdiniz. Onun arkadaşlığı bağımlılık yapan bir seydi.
  • Gerçek büyük insanlar büyük olmayı amaç edindiklerini söyleyerek böbürlenmez. Mütevazı ve Allah’a yakın olmak ister onlar. Kendilerini büyük görmezler.
  • İnsanlar durmadan bana gelip bir şeyler almak için para istiyor. (...) Muhammed Ali’nin zengin olduğunu söylüyorlar. Herkese para dağıtırsan sonunda sen beş parasız kalırsın. (Meraklı: Muhammed Ali bunu söylemiş olsa da kitabı okursanız bu nasihatı neredeyse hiç uygulamadığını fark edeceksiniz).
  • Bu da Allah’tan. Dünya yüzünde her ne olursa onun iradesi doğrultusunda gerçekleşir. Bu dünyayı yaratan o.
  • Hayatta sana Allah’ın olmadığını söyleyen insanlarla karşılaşacaksın. Onları yargılama; bazı insanlar yolunu kaybetmiştir ama sen, Allah kavramını daima aklında ve kalbinde taşıyacaksın.
  • Gücünün zirvesindeyken rakiplerini demir yumruklarla yıkan adamdı karșısındaki. Şimdi arabasının kapısını bile açamıyordu.
  • Bu yașam bir sınavdan ibaret(...) Yanınızda maddi bir șey götüremeyeceksiniz. Öldüğünüz zaman önemli olan ruhunuzdur; sadece o hesap verecektir.
  • İnsanın rüyaları olmalı (...). Onlar olmazsa hiçbir yere varamazsın. Ben boksör olmak, ağır sıklet dünya şampiyonu olmak istedim. Her gün bu rüyayı gördüm. Bașarmamın nedeni budur iște. Gerçekleşeceğini hayal ettim. İnanırsan yaparsın.
  • Günümüzde kadınların yanlışı, eşlerini suçlamak ve sonunda çocuklarının incinmesine neden olmak. Ama Belinda (Muhammed Ali’nin eşi), çocuklarının önünde asla babalarıyla ilgili așağılayıcı ya da onur kırıcı ifadeler kullanmamıştır (Meraklı: Aslında böyle bir sorumluluk hem kadının hem de adamın üzerine düşer).
  • Hayatın değerini kavramalarını sağlamak için çocuklarına her fırsatta öyle dersler verirdi (…) kızına ve kardeşlerine o lüks, gösterişli, pahalı ürünlerin maliyetlerinin on ya da yirmi katına satılması için fakirleştirilmiş üçüncü dünya ülkelerindeki insanların ne kadar zor şartlar altında, nasıl meşakkatle çalışmak zorunda kaldıklarını anlatırdı. Varlıklı bir çevrede ve ortamda yașamalarına rağmen kardeşim, çocuklarının zihnini değer bilincine erecekleri şekilde yapılandırmaya çalışıyordu.
  • Allah’a doğrudan yardım edemezsin; Allah’a doğrudan hizmette bulunamazsın, (...) Allah’a hizmet etmenin yolu insanlara yardım etmekten, hayatlarını daha iyi hale koymaktan geçer.
  • Muhammed’le ters düşmek isterseniz, yapmanız gereken tek sey ona acımaktı. Tiksiniyordu bundan.
  • (…) eğitim, kişsiye geçimini sağlamak için bedenine yüklenmek ya da sağlığı kötülediğinde bunun kaçınılmaz sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalmama imkânını sağlayabilirdi.
  • Tek bir yaşam var ve onda da her zaman istediğimiz ve kontrol edebildiğimiz durumlarla karşılaşamayız.
  • Sevdiği birini kaybetmek insanı kimsesizliğe sürüklüyor.
  • Eninde sonunda herkesin ev ödevini yapması gerekir. Muhammed her zaman saygı görmedi, her zaman onurlandırılmadı, her zaman tapılırcasına sevilmedi. Haksızlığa kurban gitti, üzerine çamur atıldı ve başka birçok siyahi sporcu gibi suçlu muamelesi gördü.

Aldığım Notlar:

  • “Ali” filminde gösterildiği gibi Muhammed, Malcom X’ten gerçek anlamda nefret etmedi, ve ölümüne kahrolmuş.
  • Muhammed’in en büyük özelliği elbette ki ihtiyaç olan kimseden yardımını esirgememesiydi. (...) İyi bir konuşmacı olduğu kadar iyi bir dinleyici olduğunu bilmez. Sorunlarından söz eden insanlara kulak verirdi.
  • Muhammed Ali öyle cana yakın ve yardımsever biriydi ki, boks organizatörlerinden biri olan Bob Arus: “Muhammed’e 50. Sokakt’a bulunan ofisinde 50.000 dolar nakit versem, 49. Sokak’a varana dek tamamını dağıtmış olur.” Tabii bu durum dolandırıcılar ve fırsatçıların gözleri kabarıyordu, ama Muhammed yine onlara dost gibi yaklaşır ve çoğu zaman istedikleri parayı verirdi. Bunun yüzünden kardeşi Rahman Ali ve ekibiyle sık sık tartışıyorlardı. Yine de sevilmesinin nedenlerinden insanlara yardım etme dürtüsüydü.
  • İkiyüzlü insanlar ve beleşçiler durmadan Muhammed Ali'yi dolandırdıkları halde yine insanların sözlerine ve iş tekliflerine inanırdı. Kimi zaman hasta taklidi yapan birine beş bin dolar çek verir (o yıllarda servet ediyordu), kimi zaman da kendi ismini taşıyan bir içecek markası ya da kar amacı gütmeyen bir spor kuruluşu yapmak için ortaklık teklif veren insanlara parasını kaptırırdı. Buna rağmen insanların sözleriyle ikna olmak zor değildi.
  • Muhammed Ali sevdiklerine değer verdiği halde aklına koyduğu şeyi yapmaktan pek az şekilde caydırırdı. Kimi zaman bu iyi bir sonuç verdi, Vietnam savaşına katılması reddetmesi gibi; kimi zaman da kötü sonuçları vardı, yukarda bahsettiğim dolandırıcılara parasını kaptırması gibi.

Thursday, July 18, 2024

Balon Festivali 1986: Renkli Fiyasko

1986 Balon Festivali
    1986 yılında, ABD’nin Ohio eyaletindeki Cleveland şehrinde 1,5 milyon balonun aynı anda uçurulması planlandı. Bu etkinliğin amacı, dünya rekoru kırarak bağış toplamak ve Cleveland’ı tanıtmaktı. Ancak, bu olay muhteşem bir manzara olarak değil, büyük bir felaket olarak hatırlanacaktır.
Çevre ve Endüstriyel Kirliliği
    1960’lar ve 70’lerde yaşanan ekonomik gerileme, endüstriyel kirlilik ve yüksek profilli çevre sorunları nedeniyle Cleveland’a Göldeki Hata lakabı verilmişti. Şehrin liderleri, Cleveland’ın bir hata olmadığını, aksine dünya standartlarına uygun bir şehir olma yolunda ilerlediğini göstermek istiyordu.

1985'te Disneyland 1 milyon balon uçurdu

    1985 yılında Disneyland, bir milyon balon uçurarak dünya rekoru kırdı. Cleveland’ın liderleri, bu rekoru kırmanın şehrin kötü şöhretini düzeltmenin en iyi yolu olduğunu düşündüler. Bu amaçla, toplumsal sorunlara yönelik çalışmalar yapan “United Way Cleveland” (Cleveland’ın Birleşik Yolu), 1,5 milyon balon uçurmak için iddialı bir plan hazırladı. Bunun için 6 aylık bir hazırlık süreci ve balonları tutmak için bir şehir bloğu büyüklüğünde devasa bir ağ inşa edilmesi gerekiyordu. Sonunda “Balloonfest’86” (Balon Festivali 1986) 27 Eylül için tarihi verildi ve binlerce gönüllü balonları şişirmek için el ele çalıştılar.

Binlerce kişi balon festivali için toplandı

    Festivalin hazırlıkları tamamlanırken, şehrin kuzeyinde yer alan Erie Gölü’nde beklenmedik olaylar gelişiyordu. Önceki gecede şiddetli bir fırtına bölgeyi vurmuştu ve fırtınadan bir saat önce iki adam balık avlamak için göle gitmişti. 27 Eylül sabahıında bu adamlar aileleri tarafından kayıp olarak bildirildi. Kullandıkları tekne gölde terk edilmiş halde bulundu ve sahil güvenliği adamların fırtına nedeniyle suya düşmüş olabileceğini düşünerek arama kurtarma operasyonu başlattı.

    Festivale dönecek olursak, binlerce insan balonların uçurulması izlemek için Cleveland Halk Meydanı’nda toplandı. Dünün fırtınası dinmişti ve hazırlıklar devam etti, ancak gün ilerledikçe yeni bir yağmur fırtınası yaklaştı. Böyle bir hava koşulunda festival yapılama, ancak şimdi festivali ertelemek neredeyse imkansızdı çünkü balonlar zaten şişirilmişti. Bu nedenle balonlar planlanandan önce uçurarak sorunun üstünden gelmeye çalıştılar.

1,5 milyon balon uçuruldu

    Balonların uçuşu muhteşem bir manzara yarattı ve ortamda zafer sevinci hakimdi. Ancak bu sevinç kısa sürdü: Herkes balonların bir süre havada kalacağını ve içlerindeki helyum gazı boşalınca yere düşeceklerini düşündü. Ancak soğuk ve yağmurlu hava balonları şişirilmiş haliyle yeryüzüne geri düşürdü ve rüzgarla birlikte her yere savruldular. Sonrası tam bir fiyasko oldu.

Balonlar her yere savruldu

    Burke Lakefront Havalimanı’nda balonlar görüşü engelleme ve uçakların motorlarına takılma tehlikesi nedeniyle tüm seferler ertelendi. Balonlar birkaç sokağı da doldurdu ve kazalara neden olduktan sonra bu sokaklar temizlenene kadar kapatıldı.

    Tüm bu olaylar meydana gelirken, gölde kayıp adamları arama kurtarma operasyonu devam ediyordu, ancak balonların çoğu oraya da düştü. Suyun üzerindeki balonlar yüzünden bir insanın vücudu veya can yeleğini bulmak samanlıkta iğne aramak gibiydi. Festivalden iki gün sonra, 29 Eylül’de arama kurtarma operasyonu durduruldu ve kısa bir süre sonra adamların cesetleri kıyıya vurdu.


Arama kurtarma operasyonu balonlar yüzünden durduruldu

    1988’de Guinness Dünya Rekoru kitabında balon festivali kayda geçti, ancak bu başarı sıcak karşılanmadı.

    Cleveland’ın Birleşik Yoluna - önlem almamak ve kötü planlama ile suçlanarak - birçok dava açıldı, boğulan adamların aileleri ve balonları yiyen hayvanları zarar gören bir at çiftliğinin sahibi bu davalardan bazılarıydı. Cleveland’ın Birleşik Yolu açılan davalar ve balonların sebep olduğu çevre kirliliğini temizlemek için büyük maddi zarara uğradı, ve medya olayın olumsuz etkilerini sürekli gündeme getirerek şehrin şöhretini çok daha kötüleşti.

    Tüm bu talihsizliklere rağmen, Cleveland kendini toparlamak ve imajını iyileştirmek için önemli adımlar attığını belirtmek de önemli: Canlandırma projeler, çevre temizliği ve ekonomik kalkınma girişimlerine yatırım yaparak zamanla kamu algısını yeniden şekillendirme ve şehir ne kadar ilerde ve dirençli olduğunu gösterdiler.

    1986 Balon Festivali, iyi niyetli işler bile kötü sonuçlara yol açabileceğini, bu nedenle detaylı planlama, risk yönetimi ve sorumluluğun ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Ayrıca, küçük adımlarla uzun vadeli gelişimler sağlamak, şatafatlı ama kısa vadeli çözümlerden daha iyi olduğunu göstermektedir.

"Binlerce kilometrelik bir yolculuk tek bir adımla başlar" Loa Tzu

7 Yaşındaki Yumurcak, Evinin Bahçesinde 140 Milyon Yıllık Fosiller Buldu!

   Arkeoloji ve paleontoloji alanlarındaki birçok önemli buluşlar tamamen tesad bulundu: İnsanlar bahçe/arazi işlerle uğraşırken birden ayak...