Herkes Muhammed Ali’yi tüm zamanların en büyük ağır sıklet şampiyonlarından biri olarak biliyor, ama pek az kişi perde arkasındaki hikayeyi biliyor: Bu serüven, kardeşiyle birlikte paylaştığı bisikletin çalınmasıyla başladı. Şikayet etmek için karakolu ararken, bir boks salonunda antrenör olarak çalışan polis memuruna denk geldiler. Muhammed Ali, ortamdan büyülenerek bisikleti çalan hırsızı yerle bir için orada çalışmak istedi ve bu dileği o polis memurun desteğiyle gerçek oldu.
Muhammed Ali, doğduğunda Cassius Marcellus Clay Jr. adını taşıyordu. 1964 yılında İslam dinini benimsedikten sonra adını Muhammed Ali olarak değiştirdi: “Muhammed” seçilmiş, “Ali” ise yüce anlamına geliyordu.
Yolun başındayken bile büyük bir sporcu olmasına rağmen, siyah olduğu için kimi zaman beyazların dükkanlarından bir şeyler alamıyor, kimi zaman da sadece beyazlara mahsus olan restorana kabul edilmediği için madalyasını köprünün üzerinden nehre attı.
Tüm bu zorluklara rağmen yine de ağır sıklet şampiyonu oldu, ama buna rağmen insanları asla küçümsemedi. Aksine, herkese yardım eli uzatıyordu. Ayrıca, isteyen herkese imzasını verirdi, çünkü bir keresinde bir beyzbol oyuncusu kendisine imza vermeyince kırıldığı için aynı şeyi kendi hayranlarına yapmayacağına dair kendisine söz vermişti.
Kitabı okurken, kimi zaman Muhammed Ali'nin yapmaması gereken şeyler yaptığını, kimi zaman da takılmaması gereken insanlarla takıldığını gördüm. Kusursuz biri olmadığını fark ettim, ama sonuçta pek az kişinin başardığı bir şeyi başardı: Kendi rüyasının peşinden koşarak onu gerçekleştirdi ve zirvedeyken bile değerlerinden asla vazgeçmeyerek herkese örnek oldu.
Keyifli okumalar.
En Sevdiğim 10 Alıntı:
- 50 yaşında varmış birine 20 yaşındayken yaptıklarından yine aynı şekilde mi yapacağını sorsan, cevap mutlaka olumsuz olur. Ve eğer öyle olmazsa o kişi hayatının 30 yılını heba etmiş demektir.
- İnançlarım doğrultusunda savaşmayı asla bırakmam; Allah beni koruyacaktır.
- Herkes galip gelmek ister ama herkeste bunu yapacak irade yoktur.
- Ünlü olma hevesindeki biriyle karşılaştığında ona, “Büyük olduğunda, bunu başardığında, dünyanın her tarafında tanındığında ve banka hesabını kabarttığında bir zamanlar sokakta oynayan bir çocuktan öte olmadığın mahallene dön,” derdi. “Oraya dön, birlikte büyüdüğün insanları bul ve onlara kendilerini unutmadığını, umursadığını göster. Bu seni daha da büyük yapacaktır. Küçükken büyük düşler kurarak, bunları hayata geçirmek için planlar yaparak dikildiğin sokak köșesini bul. Hâlâ oralarda olanları ara ve onlara merhaba de, ellerini sık, onlarla dolaşıp farklı birine dönüşmediğini göster. Seni çok seveceklerdir.” Şöhret oyununa dâhil olanlara tavsiyesi buydu. Doğrusunu söylemek gerekirse, o insanların çoğu kulak asmadı bu sözlere.
- Yaz tatilleri eğlenceyle ve gülüp oynamakla geçiyordu ama kardeșim bir taraftan da bunu sekiz çocuğunun ahlaki gelişimine katkıda bulunmak için fırsat olarak görüyordu. Çocuklar o tür șeyleri o yaşta biraz karmaşık buluyordu ama o, "Hayatın ne kadar kısa olduğunu düşünürseniz fazla zamanınız olmadığını anlarsınız,"' diyordu.
- Bir şeyi gündelik olarak yaparsan ona alışır ve tekrar yapmak istersin. Durursan tekrar başladığında çok zorlanırsın. Hiç durma.
- “Korku içinde yaşayamazsınız,” dedi. “Allah’a güvenerek yaşamamız gerekir. Eğer korkuyla yaşasaydım hiçbir şey yapamazdım. Birileri vurup öldürmek isterse beni kimse kurtaramaz. Hiçbir adam, hiçbir fedai beni koruyamaz. Öyleyse hayatımı güven duygusuna dayandırarak ve bu dünyada olduğum sürece esirgeneceğime inanarak sürdürmeliyim. Allah bana nam ve sevgi bahşetti, öyleyse sahip olduğum ünü insanlara yardım etmek için kullanmam icap eder. İnsanlar üzerinde sahip olduğum etkiyi onlara yardım etmek, onları kurtarmak için kullanmazsam bu günah kabul edilmelidir.
- Bir röportajında çocuklarının medyayla yüz yüze gelmesi konusunda şöyle diyordu: "Bence bu, yani insanların gittiğin her yerde şunu bunu söylemesi ciddi sorunlara yol açabilir. Ama düşük profil gösterip her șeyi ortaya dökmezsen insanlar kim olduğunu bilmez. Joe Louis’in kizi Chicago’da çalışıyordu ve kendisi birilerine söyleyene dek kim olduğunu kimse bilemedi. Yani sesini yükseltmezsen fazla sorun yaşamazsın.”
- Kardeşimin çok sevdiği bir söz vard: "Başkalarına hizmet etmek, bu dünyadaki yerimiz için ödediğimiz kiradır.”
- Gerçek Müslümanlardan terörist çıkmaz. Dinimiz bir barış dinidir; bu kelimenin anlamının kaynaklandığı yerdir. (...) Yani bazı insanların İslamiyet’i öğrenmek için zaman ayırması gerekirken bize düşen de gerçek İslamiyet’i layığıyla temsil etmektir.
Aldığım Diğer Alıntılar:
- “Onunla paylaştığımız en önemli derslerden biri, paranın sonra olmadığı ve insan rolünün daha önce geldiğiydi. Kişinin doğruluğu çok daha önemlidir. Ve eğer insan olarak belli bir tavır takınabiliyorsanız karşılaştığınız her kötülüğü def edebilirsiniz.” Jim Brown.
- Dünyaya geleli henüz 24 saat olmamıştı ama en yüksek ses onunkiydi ve tabii öteki bebekleri de harekete geçirmiş ve hepsi birden bağırmaya başlamıştı. Ama kardeşimin sesi hep onlarınki bastırıyordu. Muhammed’in sesi duyurduğu günden beri yüksek çıkıyordu.
- Boksu yiyip yutuyordu, o spora aşık olmuştu ve bana tüm zamanların en iyisi olacağını, böylelikle ailemizin durumu değiştireceğini söyleyerek böbürleniyordu.
- Kardeşim askere gitmeyi reddettiğinde herkes boksun onun için bittiğine, sonunun hapis olacağına inanmıştı. Bense tam tersi görüşteydim. Bunun kariyeri bakımından farklı düzeyde yeni bir başlangıç oluşturacağı, sonrasında kardeşimin hızla yükseleceği, kısa zamanda öncekinden de büyük olacağı ve daha çok para kazanacağı kanısındaydım. Muhammed de ben de Elijah Muhammed’e ve Allah’a güveniyorduk; zihnimizi bulandıran tek bir şüphemiz bile yoktu.
- Açık arazilerde yaşamanın stres düzeyini düşürdüğünün, insanın zihnini berraklastırp bedenini gençleştirdiğinin bilimsel olarak kanıtlandığını ögrenmiştim. Ve buna bizzat tanıklık ediyordum. Kentin dışına çıkıp huzurlu kırsala vardığınızda erdiğiniz mutluluk başka şeyle kıyaslanamaz.
- Muhammeďi tanıyorsanız mizahi yanının kuvvetli olduğunu bilirdiniz; ister ufak bir çocuk olun ister onun yaşında ya da ondan yaşlı biri, kardeşimi mutlaka cana yakın bulur ve onunla iletişim kurabilirdiniz. Eğer onun çevresindeyseniz atmosfer sradanlaşmazdı. Bütün gün onunla haşır neșir olur, ertesi günün de öyle geçmesini isterdiniz. Onun arkadaşlığı bağımlılık yapan bir seydi.
- Gerçek büyük insanlar büyük olmayı amaç edindiklerini söyleyerek böbürlenmez. Mütevazı ve Allah’a yakın olmak ister onlar. Kendilerini büyük görmezler.
- İnsanlar durmadan bana gelip bir şeyler almak için para istiyor. (...) Muhammed Ali’nin zengin olduğunu söylüyorlar. Herkese para dağıtırsan sonunda sen beş parasız kalırsın. (Meraklı: Muhammed Ali bunu söylemiş olsa da kitabı okursanız bu nasihatı neredeyse hiç uygulamadığını fark edeceksiniz).
- Bu da Allah’tan. Dünya yüzünde her ne olursa onun iradesi doğrultusunda gerçekleşir. Bu dünyayı yaratan o.
- Hayatta sana Allah’ın olmadığını söyleyen insanlarla karşılaşacaksın. Onları yargılama; bazı insanlar yolunu kaybetmiştir ama sen, Allah kavramını daima aklında ve kalbinde taşıyacaksın.
- Gücünün zirvesindeyken rakiplerini demir yumruklarla yıkan adamdı karșısındaki. Şimdi arabasının kapısını bile açamıyordu.
- Bu yașam bir sınavdan ibaret(...) Yanınızda maddi bir șey götüremeyeceksiniz. Öldüğünüz zaman önemli olan ruhunuzdur; sadece o hesap verecektir.
- İnsanın rüyaları olmalı (...). Onlar olmazsa hiçbir yere varamazsın. Ben boksör olmak, ağır sıklet dünya şampiyonu olmak istedim. Her gün bu rüyayı gördüm. Bașarmamın nedeni budur iște. Gerçekleşeceğini hayal ettim. İnanırsan yaparsın.
- Günümüzde kadınların yanlışı, eşlerini suçlamak ve sonunda çocuklarının incinmesine neden olmak. Ama Belinda (Muhammed Ali’nin eşi), çocuklarının önünde asla babalarıyla ilgili așağılayıcı ya da onur kırıcı ifadeler kullanmamıştır (Meraklı: Aslında böyle bir sorumluluk hem kadının hem de adamın üzerine düşer).
- Hayatın değerini kavramalarını sağlamak için çocuklarına her fırsatta öyle dersler verirdi (…) kızına ve kardeşlerine o lüks, gösterişli, pahalı ürünlerin maliyetlerinin on ya da yirmi katına satılması için fakirleştirilmiş üçüncü dünya ülkelerindeki insanların ne kadar zor şartlar altında, nasıl meşakkatle çalışmak zorunda kaldıklarını anlatırdı. Varlıklı bir çevrede ve ortamda yașamalarına rağmen kardeşim, çocuklarının zihnini değer bilincine erecekleri şekilde yapılandırmaya çalışıyordu.
- Allah’a doğrudan yardım edemezsin; Allah’a doğrudan hizmette bulunamazsın, (...) Allah’a hizmet etmenin yolu insanlara yardım etmekten, hayatlarını daha iyi hale koymaktan geçer.
- Muhammed’le ters düşmek isterseniz, yapmanız gereken tek sey ona acımaktı. Tiksiniyordu bundan.
- (…) eğitim, kişsiye geçimini sağlamak için bedenine yüklenmek ya da sağlığı kötülediğinde bunun kaçınılmaz sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalmama imkânını sağlayabilirdi.
- Tek bir yaşam var ve onda da her zaman istediğimiz ve kontrol edebildiğimiz durumlarla karşılaşamayız.
- Sevdiği birini kaybetmek insanı kimsesizliğe sürüklüyor.
- Eninde sonunda herkesin ev ödevini yapması gerekir. Muhammed her zaman saygı görmedi, her zaman onurlandırılmadı, her zaman tapılırcasına sevilmedi. Haksızlığa kurban gitti, üzerine çamur atıldı ve başka birçok siyahi sporcu gibi suçlu muamelesi gördü.
Aldığım Notlar:
- “Ali” filminde gösterildiği gibi Muhammed, Malcom X’ten gerçek anlamda nefret etmedi, ve ölümüne kahrolmuş.
- Muhammed’in en büyük özelliği elbette ki ihtiyaç olan kimseden yardımını esirgememesiydi. (...) İyi bir konuşmacı olduğu kadar iyi bir dinleyici olduğunu bilmez. Sorunlarından söz eden insanlara kulak verirdi.
- Muhammed Ali öyle cana yakın ve yardımsever biriydi ki, boks organizatörlerinden biri olan Bob Arus: “Muhammed’e 50. Sokakt’a bulunan ofisinde 50.000 dolar nakit versem, 49. Sokak’a varana dek tamamını dağıtmış olur.” Tabii bu durum dolandırıcılar ve fırsatçıların gözleri kabarıyordu, ama Muhammed yine onlara dost gibi yaklaşır ve çoğu zaman istedikleri parayı verirdi. Bunun yüzünden kardeşi Rahman Ali ve ekibiyle sık sık tartışıyorlardı. Yine de sevilmesinin nedenlerinden insanlara yardım etme dürtüsüydü.
- İkiyüzlü insanlar ve beleşçiler durmadan Muhammed Ali'yi dolandırdıkları halde yine insanların sözlerine ve iş tekliflerine inanırdı. Kimi zaman hasta taklidi yapan birine beş bin dolar çek verir (o yıllarda servet ediyordu), kimi zaman da kendi ismini taşıyan bir içecek markası ya da kar amacı gütmeyen bir spor kuruluşu yapmak için ortaklık teklif veren insanlara parasını kaptırırdı. Buna rağmen insanların sözleriyle ikna olmak zor değildi.
- Muhammed Ali sevdiklerine değer verdiği halde aklına koyduğu şeyi yapmaktan pek az şekilde caydırırdı. Kimi zaman bu iyi bir sonuç verdi, Vietnam savaşına katılması reddetmesi gibi; kimi zaman da kötü sonuçları vardı, yukarda bahsettiğim dolandırıcılara parasını kaptırması gibi.

No comments:
Post a Comment