Sunday, August 11, 2024

1931 Kuzey Kutup Yolculuğu: Denizaltıda Terslik

     Ağustos 1931’de Nautilus denizaltının azimli kaşif grubu Kuzey Kutbu'nun büyük sırlarını açığa çıkarmak için denize açıldılar. Kutbun merkezine ulaşmakla kalmayıp, aynı zamanda buzulların altındaki gizemleri keşfetmek için zor şartlar ve dondurucu hava derecelerine rağmen binlerce kilometre kat etmek için yola çıktılar. Ancak günler haftalara dönüştükçe bu keşif yolculuğu kötü bir şekilde sonuçlanacaktı.

Nautilus'un ekibi Kuzey Kutupta
    Yüzyıllar boyunca kaşifler “Dünyanın Zirvesi” dedikleri Kuzey Kutbu'nun merkezine ulaşmak için seferler düzenlediler. İlk başta dondurucu hava dereceleri ve sert deniz buzulları gemilerle üstesinden gelmeye çalıştılar, ama gemiler genellikle buzullarda mahsur kalarak kaşifleri umutsuz bir durumda bırakırdı. Sonra köpek kızakları ve yürümeyi bile denediler, ama bu seferler yüzlerce kaşif can vererek trajik bir şekilde sonuçlandı. İlk başarılı sefer 1926’da gerçekleşti, ama o hiç yere değmeden hava gemisiyle yapıldı. Bugün bile zor hava durumları, sert çevresi ve denizde sürekli hareket eden buzulların nedeniyle Arktik denizin tabanı ve barındırdığı ekosistemler gizemlerini hala koruyorlar.
Gemiler buzullarda mahsur kaldı

Kaşifler köpek kızakları ve yürümeyi de denediler
    Başarılı bir kaşif olan Hubert Wilkins, bu yolculuğu başarıyla tamamlamak için bir fikri vardı: Kuzey Kutbu, Güney Kutbun aksine bir kara parçası üzerinde değil, buzullarla kaplı bir denizin ortasında yer alıyordu. Bu yüzden Wilkins, bu yolculuk için en iyi araç bir denizaltı olduğunu düşünüyordu. Bu fikir Wilkins balayını geçirmek için Lincoln Ellsworth’ın İsviçre Kalesi’nde kalırken buldu. Adamların ikisi Kuzey Kutbu daha önce geçmişler (Wilkins bir uçakla, Ellsworth ise bir hava gemisiyle), ve ikisi denizaltının fikri sevdiler.
Hubert Wilkins

Lincoln Ellsworth
       Wilkins, yazda yola çıkmayı planlıyordu: Denizaltıyla ABD’den İngiltere’ye, İngiltere’den Norveç’e, oradan da 6 hafta buzun altında zikzak bir şekilde ilerleyerek kutbun merkezine ulaştıktan sonra uygun bir yerde delik açıp denizaltından buzulların üstüne çıkacak, son olarak da yolculuğu Alaska’da bitirmeyi planlıyordu.

Wilkins bu yolculuğu gerçekleştirmek için tüm harçlıklarını verdi, gece gündüz yılmadan konuşmalar yaptı ve “UNDER THE NORTH POLE: The Wilkins - Ellsworth Submarine Expedition” (Kuzey Kutbu'nun Altında: Wilkins - Ellsworth Denizaltı Seferi) adlı bir kitap bile yayınladı. Ama tüm bunlara rağmen hala yeterince para toplayamadı. Büyük bir desteğe ihtiyacı vardı ve bu yolculuğu bir medya sansasyonuna çevirerek bu desteği alabilirdi: Böyle bir haber gazete için servet kazandırırdı. Bunun için sansasyon yaratmakta yetenekli ve o zamanlarda ABD’nin en büyük gazete zinciri ve medya şirketini kuran gazete yayıncısı ve politikacı William Randolph Hearst’le bir anlaşma yaptı: Hearst, bu seferin haberleri yayınlamak için ayrıcalıklı telif hakları alacak, karşılığında da Wilkins’e fon sağlayarak seferin giderleri karşılayacaktı.

William Randolph Hearst

Graf Zeppelin Hava Gemisi

Kamunun ilgisini daha da artırmak için Hearst, Wilkins’in hedefe varış anını Graf Zeppelin devasa hava gemisiyle kayıt altına alacak, böylece Kuzey Kutbun kapıları hem havadan hem de denizden açılmış gibi olacaktı. Wilkins bunu başarırsa ek olarak $150.000 ödül da alacaktı.

Wilkins, seferi için Nautilus denizaltısı kullanacaktı. I. Dünya Savaşın teknolojisiyle tasarlanmış ve kutup seferi için ünlü deniz mühendisi Simon Lake tarafından modifiye edilmişti.

Nautilus Denizaltının Modeli

Deniz Mühendisi Simon Lake
Denizaltının burnu ağır çelik tabakalar, beton ve hidrolik darbe emici aletiyle desteklendi ki buzullarla çarpışmanın vereceği zararı azalsın. Tavana kızak ayaklar ekledi ki yukarıdan buzullarla çarparlarsa denizaltı kayar ve tavana verilecek hasar da azalacak.

Hidrolik Darbe Emici

Kızak ayaklarıyla denizaltı buzulların altında kayarak gider

Ayrıca, böyle bir çarpışmaya önlem olarak buzullarla aradaki mesafeyi korumak bir hidrolik kılavuz kolu da ekledi (kol buzullara çarparsa denizaltıya uyarı sinyali gönderir).

Hidrolik kılavuz koluyla mesafe koruyabilirler

Nautilus günler boyunca deniz altında kalabilse de, havasını yenilemek ve bataryasını şarj etmek için yüzeye çıkması gerektiği için Lake, buzu 20 metreye kadar delecek bir takım delme makineleri de icat etti.

Buzu delerek yüzeye çıkabilirler

Ayrıca, ekibin denize aletler bırakmak ve dalgıç göndermek için Lake, orijinal torpido tüplerinin yerine basınçlı bir dalgıç odası ekledi. I. Dünya Savaşı'nda savaşmak için tasarlanan Nautilus, şimdi doğaya karşı savaşacaktı.

16 Mart 1931'de yolculuğun son hazırlıkları tamamlanırken Wilkins, gazetecilere poz verirken aslında endişeliydi. Denizaltının birçok özelliğinin gereksiz, hatta tehlikeli olmasından korkuyordu: Kızak ayakları ve buz delme makineleri ile ilgili kaygıları vardı. Ayrıca darbe emicinin yanlışlıkla buzda sıkışırsa denizaltı buzulların altında mahsur kalabilirdi. Buzun altındayken neresinde delik açacağını kestirmek için Wilkins, denizaltıya bir fotoelektrik cihazı eklemek istiyordu (buzu tarayarak neresinde daha ince olduğunu bulabileceklerdi), ama Lake kabul etmedi. Wilkins denizaltıyı sadece kiraladı ve tadilat konusunda son söz sahibi Simon Lake’tir. Wilkins durumu kabullenmekten başka şansı yoktu, ama daha yola açılmadan bile sorunlar baş göstermişti ve tamirat için denizaltının sık sık limana dönmesi gerekirdi.

Yeni araçlar icat etmek ayrı, onları eski bir denizaltıya yerleştirmek ise apayrı bir sorundu. Wilkins’ın en büyük korkusu gerçekleşti ve buz delme makinesi denemede çalışmadı, ve sorunu çözmek için ayrı bir mühendis firması çağrıldı. Haftalar aylara dönüştü ve Wilkins artan baskıyı hissediyordu: Eğer denizaltı planlandığı gibi hava gemisiyle kutupta karşılaşacak ise zaman çok değerliydi. Haziran ayına varınca Wilkins’ın sabrı tükendi ve mekanik sorunlara aldırış etmeden denize açılmak için emir verdi.

Atlantik Okyanusta ilerlemek meşakkatliydi. Denizaltı okyanusun sert dalgalarıyla savrulurken, içindeki ekip durumun vahimliği anladı:

Tuvaletin kapısı yoktu
Denizaltı zaten insanı klostrofobik edecek kadar küçüktü, şimdi yolculuk için onca malzemeyi alınca ortam daha da küçüldü. 20 adam için sadece bir tuvalet vardı, o da iki dizel motorun arasında açık bir alandaydı. Ekip gün boyunca ayakta durmak zorundaydı, çünkü oturacak yer yoktu, ve nöbetleşerek paylaştıkları birkaç yatak ise az rahatlıyordu. Neredeyse herkes denizden bulanıyordu ve pompalardan biri bozulunca lağım suyu, yağ ve kusmuk ekibin ayaklarına kadar geliyordu.
    Wilkins, yolculuğun ilerleyişinin güncellemeleri an be an radyo mesajlarla ABD’ye gönderiyordu. Ancak denizaltı yoluna devam ettikçe durum daha da kötüleşiyordu: Bir arıza yüzünden motorlardan biri arızalandı ve denizaltı çok yavaş bir şekilde ilerliyordu, ve denize açıldıktan bir hafta sonra radyo yayını kesildi. Günlerdir ekibe ve denizaltıya neler olduğunu kimsenin haberi yoktu, sonra bir savaş gemisi, denizaltıdan Mors alfabesiyle gönderilen yardım sinyali aldı ve onu planlanan rotadan 1,000 km uzakta denizde sürüklenirken buldu. Motorların ikisi bozulmuş ve bataryalar tükenmişti. Şimdi Wilkins, savaş gemisinin denizaltıyı kıyıya kadar çekmenin utancına katlanmak zorundaydı. Daha da kötüsü, ekipten 4 kişi ayrıldı ve denizaltının yine önemli tamiratlara ihtiyacı vardı, ama gereken parçalar ABD’den haftalar sonra gelecekti, bu da Wilkins hava gemisiyle karşılaşamayacağı için büyük ödülü kaçırdığı anlamına geliyordu.

Medya da yolculuğu alaya alan başlıklar yazarak Wilkins’ın aleyhine döndü. Denizaltı çalışmıyordu, ekibin morali bozuldu ve kış da yaklaşıyordu. Tüm bu olanlar yüzünden Wilkins büyük bir baskı altındaydı. Başka biri olsaydı vazgeçerdi, ama aylar gecikmiş olmasına rağmen, 28 Temmuz’da denizaltı sonunda kuzeye yola çıkmak için emir verdi. Denizaltıda hâlâ sorunlar vardı, fakat ekip yoldayken tamir işlerine alışmıştı ve büyük sorunlar planlanmış duraklarda tamir ediliyordu.

Kutupta bilimsel
örnekler toplanıtken
19 Ağustos’ta ilk buz kütlesine ulaştılar. Kutlamak için ekibe mola verildi, ve bilimsel örnekler toplamaya başladılar. Bu arada Hearst, Kuzey Kutbu'nun yüzey tabakası altında daha ılık bir su akıntısının hava koşulları tahmin etmek için ne kadar önemli olduğunu anlatmak gibi Wilkins’ın yaptığı önemli keşifleri yayınlıyordu. Bir hafta sonra denizaltı diğer araçların varamadığı 82 derece kuzeye ulaştı. Wilkins başaracak gibi görünüyordu, ancak aslında durumlar göründüğü gibi değildi.

Wilkins yine sadece güzel şeyleri söylüyordu, ama aslında ekip bitkin, donuyor ve sürekli hastaydı. Denizaltıda ısıtma sistem ya da izole tabakası yoktu, yemek zehirlenme vakaları yüksek ve borulardaki lehimden kaynaklanan kurşun nedeniyle ekip daha da fenalaştı. Böyle şartlarda kutbun yolculuğuna devam etmek çok tehlikeliydi ve Wilkins hariç herkes eve dönmek istiyordu.

Paneller yok oldu
22 Ağustos’ta Wilkins buzulların altına dalma emri verdi, fakat denizaltının dalması ve yüzeye çıkmasını sağlayan dümeni çalışmadı. Sorunu öğrenmek için bir dalgıç gönderildi ve dümenin yok olduğunu bilgilendirdi. Kimse fark etmeden
düşmüş ya da ekip seferi iptal etmek amacıyla denizaltıya zarar vermiş de olabilirdi. Artık Hearst bile Wilkins’in geri dönmesi için açıkça çağırıyordu, ancak gönderilen gizli bir mesajda Wilkins’e yola devam etmesi gerektiği, yoksa aralarındaki anlaşmayı bozarak seferin giderleri karşılamayacağını tehdit ettiğini söyleniyor - bu durumda herşeyin bedeli Wilkins kendi cebinden karşılayacaktı. Şimdi Wilkins zor bir karar vermek zorundaydı: Eve dönerse her şey boşa gidecek ve borç altında ezilecekti, ama yola devam ederse herkesin hayatını tehlikeye atacaktı.

Sonunda Wilkins kararını verdi: Denizaltının safralarını doldurarak ve buzun altında adeta sürükleyerek denizaltının batmasını zorlayacaktı. Kızak ayaklarının buzullarla sürtüşmesinin çıkardığı gürültü denizaltı parçalanıyormuş gibi her yerde yankılanıyordu. Bu koşullarda kutba varmak imkânsızdı, ama Wilkins aklını kaçırmış gibi kendini ispat etmeye çalışıyordu. Birkaç kilometre ilerledikten sonra Wilkins buz delenleri denemek için durdu. Saatlerce çabaladılar, ama Lake’ın icat ettiği delme makinesi sürekli bozuluyordu ve sadece bir-iki metere kadar buz deldiler. 6 Eylül’de herkesin dört gözle beklediği haberi geldi: Wilkins seferi iptal etti.

Kutup seferinden önce Wilkins, Kuzey ve Güney kutupları anlamamıza büyük katkıları olduğu için 20. yüzyılın en büyük keşiflerinden biri olarak görülüyordu, fakat o seferin başarısızlığı yüzünden maddi olarak mahvoldu ve ününü kaybetti. Artık yeni seferler için fon bulmakta zorlanıyordu.

USS Skate denizaltısı
Kuzaey Kutup'ta
Ayrıca, Wilkins gerçekten bu kadar mesafe kat edip etmediğini bir tartışma konusu da oldu, çünkü bunu kanıtlayan güvenilir kayıtlar yoktu ve denizaltının navigasyon sistemi de güvenilir değildi. 30 Kasım 1958’de Wilkins vefat ettikten sonra USS Skate denizaltısı, Wilkins’in külleri Kuzey Kutbu’nda savurarak Wilkins’in son dileklerini yerine getirdi. Orijinal Nautilus ise tamir edilemeyecek kadar hasar aldığı için kasıtlı bir şekilde Norveç deniz kıyısının dışında batırıldı.

Kutbu tamamen geçmekse ancak 1985'te aynı adı taşıyan USS Nautilus denizaltıyla gerçekleşecekti. Nükleer güç kaynağı olan USS Nautilus, tek seferde haftalar boyunca deniz altında kalabilirdi ve seferi tamamladığında büyük bir coşkuyla karşılandı.

USS Nautilus denizaltısı karşılarken

No comments:

Post a Comment

7 Yaşındaki Yumurcak, Evinin Bahçesinde 140 Milyon Yıllık Fosiller Buldu!

   Arkeoloji ve paleontoloji alanlarındaki birçok önemli buluşlar tamamen tesad bulundu: İnsanlar bahçe/arazi işlerle uğraşırken birden ayak...